fotoğrafçılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fotoğrafçılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2010 Pazartesi

22. İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali ve Programı







Kısa film alanında, ülkemizin en uzun soluklu organizasyonlarından 22. İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali 8 Kasım saat 20.00’de Fransız Kültür Merkezi Sinema Salonu’nda gerçekleştirilecek törenle başlıyor.



Çeşitli ülkelerden 182 filmin gösterileceği festivalin açılışında ünlü yönetmen Derviş Zaim "Sinema Sanatı ve Kısa" başlıklı bir konuşma yapacak ve festival filmlerinden bir seçki sunulacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı ana sponsorluğunda gerçekleştirilen gösterimler, Beyoğlu İstiklal caddesinde yer alan Fransız Kültür Merkezi, Alman Kültür Merkezi ve Hollanda Dutch Chapel salonlarında ücretsiz olarak izlenebilir. 







7 Kasım 2010 Pazar

En Son Fotoğraf Teknolojilerine Dair Haberler




Pentax ile 40 Megapiksellik Çözünürlüğe Kadar Fotoğraf  Artık Mümkün ! ...

Pentax, 645 Digital adlı yeni dijital kamera modelini tanıttı. Mayıs ayında piyasaya sürülmesi beklenen 645D 40 megapiksellik çözünürlüğe kadar fotoğraf çekebiliyor. Neyse ki, Hasselblad tarafından üretilen makineler için olduğu gibi bu makineye bir servet ödemek zorunda kalmayacaksınız.

44mm x 33mm sensöre, 3 inç’lik LCD panele ve oldukça dayanıklı bir kasaya sahip olan bu canavar şimdiye kadar sadece profesyonel makineler tarafından sunulan 40 megapiksel seviyesinde çözünürlük desteğini vaat ediyor. SD/SDHC kart yuvası sayesinde dilediğiniz kadar yüksek çözünürlüklü fotoğraf çekmeniz mümkün. 11 noktalı AF sensörü, toz giderme sistemi, 66 parçalı çoklu desenli ölçümleme sistemi ve 800 fotoğraf çekecek kadar makineyi idare eden batarya 645D ile gelenler arasında. HDR modu, dinamik aralık genişleme ve HDMI çıkışı gibi güzelliklere de sahip olan bu makinenin Japonya satış fiyatı yaklaşık 15 bin TL’ye  denk geliyor. Bu arada isteyenler için 55mm F2.8 lens de yaklaşık 1.700 TL’ye  sunuluyor.




Fuji Film 3D Baskı Teknolojisi

Eğer 3D destekli bir fotoğraf makinesi geliştirdiyseniz, çekilen üç boyutlu fotoğrafların basılabilmesi için uygun bir yazıcı da geliştirmeniz gerekecektir. Fujifilm bu gerçeği görmüş olmalı ki, 3D Print System adını verdiği baskı tekniğini tanıttı.

3D Print System sayesinde üç boyutlu fotoğraflar boya süblimleştirme (dye-sublimation) teknolojisi kullanılarak doğrudan merceksel kağıdın tabanına basılıyor. Ne yazık ki, fotoğraflar sadece 4 x 6 inç ile 6 x 9 inç arasında değişen dört farklı boyutta basılabiliyor. Ancak zaman geçtikçe yapılacak yazılım güncellemeleriyle daha büyük boyutlu kağıtlar da desteklenebilir hale gelecektir. Fiyatı henüz belli olmayan bu üç boyutlu yazıcı Nisan ayında ABD’de satışa çıkacak.




Görünmez Flash İstiyoruz Diyenlere Müjde ! ...


New York Üniversitesi’nde görevli Dilip Krishnan ve Rob Fergus’un geliştirdikleri karanlık ya da görünmez flaş teknolojisi standart flaşın yerini alabilir. Görünmez flaşta görülebilir ışığın yerine kızılötesi (IR) ve ultraviyole (UV) ışık kullanılıyor.

Flaşın yapımı sırasında standart flaş ampülü modifiye ediliyor. Bu sayede flaş geniş bir frekans bandında ışık yayar hale geliyor. Bu ışıktan görülebilir ışık bandı filtreyle alınıyor. Bunun yanında IR ve UV ışınları tespit eden silikon görüntü sensörü de yerinden çıkarılıyor. Bu flaşla çekilen görüntüler biraz keskin ve doğru renk ayarlarına sahip değil, sanki gece görüş kamerasıyla çekilmiş gibi duruyor. Görüntünün renklerini düzeltmek amacıyla, fotoğraf makinesi flaşı kullanmadan bir fotoğraf daha çekiyor. Çekilen bu ikinci fotoğraf pek parlak değil, ancak tümüyle doğru renklere sahip. Yazılım yardımıyla bu iki fotoğraf birleştirilerek altta gördüğünüz örnekteki fotoğraf elde ediliyor. Yöntemin uygulanması sırasında ufak tefek problemlerle karşılaşılıyor. Örneğin, UV ışınlarını emen nesneler fotoğrafta görünmüyor, örneğin deri üzerindeki çiller… Krishnan ve Fergus geliştirdikleri teknolojiyi  Siggraph konferansında tanıttı.






Fotoğrafçılarla Google ile İş Birliği






Profesyonel fotoğrafçıların çekeceği fotoğraflar artık iş yerleri ve mekanlar hakkında bilgi verir nitelikte olup ve Google Places'te kullanıcılara önizleme imkanı sunarak çok işe yarayacak.

Google'da bu paylaşımları belirli bir kotadadan sonra fotoğrafçılara adsense gibi ödeme yapabilecek.

Örneğin bir yerde yemeğe çıkmak istiyorsunuz ve hangi mekanın daha şık olduğunu bilmiyorsunuz. Bu uygulama sayesinde istediğiniz mekanın fotoğrafını açıp bakabiliyorsunuz ya da tatile gitmek istediğiniz yerin fotoğraflarını bir tıkla görebilip onca kafa karıştırıcı fotoğraftan kurtulup gerçek görüntülere erişebileceksiniz.

Bu uygulama Washington DC, Chicago, Tokyo ve Sydney'in de aralarında bulunduğu 30 şehirde başladı, İstanbul'da projenin içinde, Ankara ,İzmir ve Antalya diğer illerimiz olacak.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Y A S M I N L E V Y ' s NEW ALBUM PHOTOS by EMRAH ICTEN
































5 Kasım 2010 Cuma

New York'ta Beş Minare






Dün gece özel gösterimde izlediğim New York'ta Beş Minare izlenmesi gereken bir film olmuş.Bu film çok tartışma götürür.
Kırmızıgül filmlerinde Yılmaz Güney'den de rol çalarak değişik bir yolda gidiyor.
Filmde Mustafa Sandal'ın oyunculuğu ise şu ana kadar tüm kliplerinde bizim anlamlandıramadığımız dansının çok çok ötesinde.İyi bir oyunculuk sergiliyor.
Bilginer ise oynadığı rol ile tartışmanın ana maddesi olacak.İngilizce oyunculuğu ise Bbc zamanlarında neden dünyaca ünlü kanalda oyunculuk yapabildiğinin real kanıtı olarak karşımıza çıkıyor.
Anti Parantez Rafinaj ekibini de filme katkılarından dolayı ayrıca tebrik etmek lazım.Güncel ve sıradışı tasarım ile filme çok büyük katkı yapıyor.
Türkiye de artık bu adı sıkça duyacağımıza eminim.




New Yorkta Bes Minare Fragman
Detay icin Emrah ICTEN Fan Pages. - http://emrahicten.blogspot

31 Ekim 2010 Pazar

Uluslararası Fotoğraf Yarışmaları

Uluslararası Fotoğraf Yarışmaları

Nikon 2010-2011 Uluslararası Fotoğraf Yarışması
Nikon 2010-2011 Uluslararası Fotoğraf YarışmasıKıpırda. Esinlen.Dokun. 

Nikon Kurumu (Başkan,Makoto Kimura) 2010-2011 Nikon Uluslar arası Fotoğraf Yarışmasına başvuruların 1 Eylül- 30 Kasım 2010 tarihleri arasında yapılabileceğini duyurmaktan mutluluk duyar. 

Nikon 2010-2011 Uluslararası Fotoğraf Yarışması 

http://www.nikon-npci.com/ 

Nikon’un düzenlediği, 33. Uluslararası Nikon Fotoğraf Yarışması dünyanın dörtbir yanından tüm seviyelerdeki fotoğrafçıların bir araya gelmelerine ve iletişim kurmalarına fırsat vererek fotoğraf kültürüne katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Son yıllarda yarışma bir yıl atlayarak yapılmakta. 

İlk kez düzenlendiği 1969 yılından bu yana tüm dünyadan 320,000 fotoğrafçının 1,310,000 fotoğrafla katıldığı yarışmaya olan ilgi giderek artmakta. 2008-2009 yılında yapılan yarışmaya 153 ülkeden 18,000 fotoğrafçı 51,000 fotoğrafla katıldı. Bu sayılar Nikon Fotoğraf Yarışmasını gerçekten Uluslar Arası bir etkinlik yapar. 

Bu yılki kategoriler 


2010-2011 yılı başvuruları iki kategoride kabul edilecektir. Bunlardan ilki serbest kategori (A) ikincisi ise “Enerji” (B) olarak adlandırıldı. Serbest kategori için tüm konu ve temalar kabul edilecektir. “Enerji” kategorisi için katılacak fotoğrafların kompozisyonun ve konunun esin kaynağı olan enerjisininin, sizi yada izleyenleri motive eden, heyecanlandıran etkiyi taşıması beklenecektir. 

İki kategori için de dünyanın her yanından farklı bakış açıları değerlendirilecektir. 

Yeni Yetenek Ödülü (The Emerging Talent Award) daha genç fotoğrafçıları, fotoğrafla ilgili bir amaca yönlendirerek ve fotoğraflarını paylaşma imkanı sunup ödüllendirerek desteklemektedir ve bu etkinliğe her seferinde çok sayıda fotoğraf katılmaktadır. 


Uluslararası fotoğrafçılardan oluşan juri tarafından verilen 53 ödül 



Başvurular dünya çapında aktif fotoğrafçılar tarafından değerlendirilecek ve toplamda 53 ödül verilecektir. Bir fotoğraf Büyük Ödülü sahibi olacak, her kategoriden 16 fotoğraf birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödülleri alacak. 29 yaş ve altı fotoğrafçıların katıldığı dört fotoğrafa Yeni Yetenek Ödülü verilecek ve 16 yeni yetenek ikincisi seçilecektir. 



Kazananların Haziran 2011’de bir sergi ile duyurulması planlanıyor* 



Nikon Uluslar arası Fotoğraf Yarışması’nın amacı fotoğrafçılara duygu ve izlenimlerini tüm dünyayla paylaşarak kendilerini fotoğraflarıyla ifade etme imkanı sunmaktır. 



* Sergi mekanı ve tarihi daha ileriki bir tarihte belli olacaktır. 



2010-2011 Nikon Uluslararası Fotoğraf Yarışması’na genel bakış 



• Katılım koşulları 



Tüm profesyonel yada amatör fotoğrafçılar yaş, cinsiyet yada vatandaşlık farkı gözetilmeksizin katılımcı olabilir. 



• Fotoğraf temaları ve kategoriler Kategori: 



A: Serbest 



B: Enerji 



• Serbest kategori için herhangi bir konunun fotoğrafçı tarafından bağımsız ifadesi kabul edilecektir. 



• “Enerji” kategorisi için katılacak fotoğrafların kompozisyonun ve konunun esin kaynağı olan enerjisininin, sizi yada izleyenleri motive eden, heyecanlandıran etkiyi taşıması beklenecektir. 



• Her iki kategoriye de tek bir fotoğrafla katılım yapılamaz. 



• Başvuru dönemi 



1 Eylül (Çarşamba) 30 Kasım (Salı) 2010 tarihleri arasında başvurular kabul edilecektir. 



• Başvuru yöntemi 



Fotoğraflar internet aracılığıyla kabul edilecektir. Nikon Uluslararası Fotoğraf Yarışması web sitesindeki (http://www.nikon-npci.com/) başvuru formu doldurulup fotoğraflar bu form aracılığıyla gönderilecektir. 



Başvuru için gereken fotoğraf sayısı: 



Her kategori için iki fotoğraf gerekmektedir. (toplam 4 fotoğraf) 



Başvuru formatı: 



Dijital fotoğraf makinesiyle çekilen fotoğraflar (orta format ve daha büyük makinelerle çekilenler hariç) ve bir filmli makineyle (35mm yada APS) çekilip taratılan fotoğraflar kabul edilecektir. Yazılım kullanılarak dijital olarak geliştirilmiş yada işlenmiş fotoğraflar da kabul edilecektir. 



Dosya boyutu: Her bir dosya için 10 MB yada daha az olacaktır. 



Fotoğrafın dosya formatı: 



Yalnız JPEG 



2010-2011 Nikon Uluslararası Fotoğraf Yarışması websitesindeki (http://www.nikon-npci.com/) başvuru formunu doldurun ve fotoğrafları form ile birlikte gönderin. 



• Değerlendirme ve duyuru 



Başvurular dünya çapında aktif fotoğrafçılardan oluşan tarafsız bir jüri tarafından değerlendirilecektir. Kazananlar 2011 Haziran ayı sonunda 2010-2011 Nikon Uluslararası Fotoğraf Yarışması websitesinde (http://www.nikon-npci.com/) duyurulacaktır. 



• Ödüller 



Kazananlar toplam 53 adet Nikon görüntüleme ürünü alacak. Ödüllerine ek olarak 21 kişi Büyük Ödül, Yeni Yetenek Ödülü sahipleri ve Yeni yetenek Ödülü ikincilerinin fotoğrafları Mini Galeri’de serilenecektir. Nikon Uluslararası Fotoğraf Yarışması websitesinden (http://www.nikon-npci.com/) Mini Galeri’ye ulaşılabilir. 





Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri Fotoğraf Yarışması
Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri Fotoğraf Yarışması
Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri moda, spor ve doğa fotoğraflarından etkileyici foto röportajlara kadar her alanda, dünyanın dört bir yanından insanların gördüğü ve aktardığı hikayeleri buluşturuyor. 

Dünyanın önde gelen fotoğrafçılık yarışmalarından biri olarak kabul edilen bu prestijli yarışma, ilgi alanları ve yetenekleri ne olursa olsun tüm fotoğrafçıları davet ediyor. 

Büyük para ödülleri ve Sony DSLR fotoğraf makinesi ekipmanına ek olarak, kazananlar bir yıl boyunca uluslararası basında ve pazarlama kampanyalarında çalışmalarını tüm dünyaya sunma fırsatı yakalayacaklar. Becerinizin ve yaratıcılığınızın dünya çapında tanınması için bundan daha iyi bir yol yok. 

Önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da adaylar fotoğrafçılığın en saygın ve etkili isimlerinin de yer aldığı Dünya Fotoğrafçılık Akademisi tarafından değerlendirilecek. 

Bu yılın yarışmasında bazı heyecan verici değişiklikler bulunuyor. Profesyonel fotoğrafçılar ve fotoğraf tutkunları, çalışmalarının değerlendirileceği Profesyonel yarışmaya katılmaya davet ediliyorlar. Geçen yılın amatör kategorisinin yerini alan yeni Açık yarışma, sayıları her gün gittikçe artan fotoğraf severler için özel olarak hazırlandı.

En iyi profesyonel ve amatör fotoğraflardan oluşan bir sergi, 2010-2011'de San Francisco, Meksika ve Şangay'ı ziyaret edecek. Tur son olarak, 27 Nisan 2011'deki ödül seremonisinde kazananların ödüllerini alacağı Londra'yı ziyaret edecek.

Ayrıntılı bilgi için;

http://www.sony.com.tr/hub/dslr/fotograf-galerisi/sony-world-photography-awards/article/id/1237478711522 

veya

http://www.worldphoto.org/

30 Ekim 2010 Cumartesi

JUSTANGEL # ÖZGE GÜRER




JUSTANGEL








loves;
balloons & horses & superman.
chocolate & coffee 
little shiny things 
hates; 
rain
being rude
distance!



O kendini böyle  tanıtıyor ; lakin fotoğraf düzenlemeleri konusundaki eşsiz yetisi onu dünya çapında haklı bir üne kavuşturuyor.
Kendisi ''Ne photoshop bilirim , ne de fotoğraf ! '' dese de , o artık master seviyesinde işler çıkartmaya devam ediyor.
Özge GÜRER ' i nam-ı değer JUSTANGEL ' ın
işlerine baktıkça, çocukken saklambaç oynamayı sevip te , kimsenin onu bulamayarak ; onun da saklandığı yerde uyuyakalmış ve düşler görmeye başlamış 
hissini duyuyorsunuz.
Alice' ten rol çaldığı da doğru gibi görünse de,
aslında o kendi tavşanın peşinde, ödünç rüyalarda, kötü kalpli kraliçeye karşı çıkıyor.
İşlerinde hemen sizi yakayalan yalnızlık ve içkin bir yalnızlığın tütsü kokusu sarsada , köşe pragraflarında küçük bir kız  çocuğu sizi izlerken, bir yandan da size bakıp ip atlıyor.
Aynı anda da Platon 'a bir saygı duruşu deyip, ideaları üzerinize matrix ajanı Mr.Smith edası ile salıyor;
siz izleyici konumunda iken aslında, bir yandan da izlenilen konuma giriyorsunuz.
Big Sister Watch Us.
İşlerini romantik diyebilirsiniz ; renkler , tonlar rönesanstan çıkagelmiş anarşist dışa vurumlar karmaşanın içinde, yalın bir desturda sizi sorgulara itiyor.
Zamansızlık kavramı işlerinde yoğun olarak belirgin ; bu da izleyen tarafı zaman ile kargaşasına , uzaktan ve  içeriden bir bakışla savaşıma sokuyor.
Acaba bu kızın rüyaları birer kabus mu ,yoksa birer düş mü?
Galiba cevabı kendini seslendirdiği isimde saklı :

Just Angel.


Unutmayın ki Şeytan da bir melektir ! ...







İlgili Linkler : 



This Is Halloween

This Is Halloween






In this town we call home

Everyone hail to the pumpkin song



La la-la la, Halloween! Halloween ! ...


      Ps: İtalyan Digital Camera Magazine Dergisi için yaptığım Halloween ( Cadılar Bayramı) fotoğrafı ! ...


Fotoğraflarındaki gibi anılarında da kapıları aralık bıraktı



Fotoğraflarındaki gibi anılarında da kapıları aralık bıraktı

Sermayenin asi çocuğu Şakir Eczacıbaşı"ndan sıra dışı anılar...


Şakir Eczacıbaşı’nı çoğu kez hafif aralık tuttuğu kapı fotoğraflarıyla tanıdım... Penceresinden eksiltmediği saksılarıyla, sokak aralarında yüzü olmayan gölgeleriyle... Sanki ‘resim’ yaparmışçasına çektiği bütün o fotoğraflar; aslında aralık bırakılan kapıdan içeri girmeniz için kurgulanmış gibidir... Sizi henüz tamamlanmamış, yaşanmamış bir şey gibi önce eksik bırakır... Öyle sanırsınız... Oysa geri kalan her şeyi siz tamamlarsınız.

Şakir Eczacıbaşı’nın geçtiğimiz Ocak ayında vefatı; onunla röportaj yapma isteğimi hep ertelemiş olduğum için belki de meslek hayatımın en büyük pişmanlıklarından birini yaşamama neden olmuştu. Tam da bu nedenle aylar sonra Remzi Kitapevi’nin önünden geçerken vitrinde Şakir Eczacıbaşı"nın “Çağrışımlar, Tanıklıklar, Dostluklar” adlı kitabını görünce önce sevindim ama ardından çok üzüldüm; “Sermayenin asi çocuğu” Şakir Eczacıbaşı bu son kitabını eline alamadı, dostlarına imzalayamadı, kitapçı vitrinlerinde kendi kitabını göremedi... Bize 782 sayfalık öfkesini, sevincini, övgü ya da eleştirilerini ve daha da önemlisi bize kapısını sonuna kadar açtığı dostlarını bırakırken, kendi kapısını kapattı...

Aslında kitap sadece uçuk bir sanatçı kararlı bir iş adamının anıları değil; bu kitap aynı zaman da Türkiye’de toplumsal ve kültürel çözümlemeler üzerine... Türkiye’nin sosyal ve kültürel sürecine ilişkin gözlemlerini, tanıklık ettiği olaylar ve kişiler üzerinden yorumluyor. Köy Enstitüleri’nin kapatılmasından, askeri darbe dönemlerine; Kemal Tahir’den Eyüpoğlu kardeşlere, Sabahattin Ali’den Cimcoz’lara, Abidin Dino, Nazım Hikmet ve Yaşar Kemal’den Şakir Paşa ailesine kadar uzanan bir süreci ele alıyor.

AŞİYAN MEZARLIĞI’NDA ENTERNASYONAL MARŞI

1941"de siyasal görüşleri yüzünden İstanbul’dan uzaklaştırılan 1946’ya kadar Güney Anadolu’da yaşayan 1952’de Paris’e yerleşen ressam Abidin Dino, Eczacıbaşı’nın anılarında geniş yer tutuyor. 1993’te Paris’te ölen Abidin Dino’nun cenazesi Türkiye getirildiğinde törene binlerce kişi katılmış, o Küçük Bebek Camii’nin avlusu tıklım tıklım dolmuş, gelenler sokağa taşmıştı. Ezcacıbaşı o günleri şöyle anlatıyor; “... Onu Orhan Veli, Tevfik Fikret, Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi ozanların, sevdiği dostlarının bulunduğu Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa vermiştik. Abidin gömülürken birkaç kişi ‘Enternasyonal’i söylüyordu. Mezarın yakınında duran birinin sivil polis olduğunu anlamıştım, ne olur ne olmaz diye yanına yaklaşıp “Abidin’in dostları... Gençliklerini hatırladılar” dedim. “Boş ver ağabey... O işler çoktan bitti” dedi sivil polis. Sonradan öğrendiğimize göre marşı başlatan kişi yıllar önce Abidin sürgüne götürülürken birlikte kelepçelendikleri biriymiş. "Önce kim ölürse onun mezarı başında öteki, Enternasyonal’i söyleyecek diye birbirimize söz verdik" diyormuş.”

1946’da çok partili düzene geçilmiş olmasına karşın yazar-çizerlerin gözaltına alınıp tutuklandığı sürekli polis tarafından izlendiği günler... Abidin Dino dostu Sabahattin Ali öldürülünce yurt dışına çıkmaya karar verir. Şakir Eczacıbaşı kitabında Dino’nun o günlerde eşinden aldığı bir mektuba da yer veriyor:
“... Abidin Roma’da iken eşi Güzin’den çok can sıkıcı hem de gülünç bir haber almıştı. Dino’nun bir dostunun isteği üzerine yaptığı seramikler toplatılmış, mahkemeden inanılmaz bir karar çıkmıştı. Seramikteki Abidin imzası Orak’a benziyordu ve bu simge ‘Orak Çekiç’i’ akla getiriyordu. Neyse ki bu garip dava mahkûmiyetle sonuçlanmamıştı...”

PARİS ‘SÜRGÜNLERİNE’ RAKI SOFRASI SÜRPRİZİ!

Saint Michel rıhtımına bakan bir dairenin beşinci katı... Nâzım Hikmet hasta... Yaşar Kemal Köroğlu destanını anlata anlata Nazım’ı beşinci kata kadar çıkartıyor. Abidin Dino’nun evi... Dostlar bir araya gelmiş, Güzin Hanım yemek yapmaya hazırlığında... Ancak kapı bir kez daha çalınıyor... Gelen paket Şakir Eczacıbaşı’ndan... Şişli’de bir marketten aldığı rakı sofrasını göndermiş... Beyaz peynir, lahana dolması, yaprak dolması, midye dolması iki büyük rakı eşliğinde... Abidin Dino’ya; “Mutluluğun resmini yapabilir misin” demişse de o mutluluğu o gün Dino’nun evinde ölmeden bir yıl önce bu rakı sofrasında yaşamış olmalı ki o geceyi Nâzım dizelere dökmüş...

Şakir Eczacıbaşı kitabında Eyüpoğlu kardeşlere de geniş yer ayırmış. Babalarının karşı çıkmasına rağmen üç yabancıyla evlilik yapan Sabahattin Eyüpoğlu, Bedri Rahmi Eyüpoğlu ve Mualla Eyüpoğlu...

Eczacıbaşı Vedat Günyol’la Babeuf’tan çevirdikleri “Devrim Yazıları” toplatılan Sabahattin Eyüboğlu’nun 12 Mart darbesi sonrasında "gizli komünist örgütü kurmak" suçuyla tutuklanan Sabahattin Eyüpoğlu de için şöyle diyor:

“... O günlerde İzmir’de bulunuyordum. Bir sabah gazeteleri açınca gözlerime inanamamıştım. Sabahattin’in Türkiye Komünist Partisi’nin yurt içindeki örgütünün başı olduğu manşetten veriliyor, tutuklananlar arasında Vedat Günyol, Sabahattin’in eşi Magdi, Yaşar Kemal’in eşi Thilda ve Azra Erhat’ın da adı geçiyordu. Sabahattin Komünist Partisi’nin başı buna kim inanırdı?”

Azra Erhat ile Sabahattin Eyüpoğlu’nun birlikte yaşadığı Magdi Rufer arasında geçen bir telefon konuşmasını dinlemeye alan polis inanmış ki “Bundan öte kanıt mı olur” diyerek hepsini tutuklamış. (Yıllar sonra Magdi de bir röportajında o gün Azra Erhat ile yaptığı telefon konuşmasında ‘çatal’ kelimesini ‘silah’ olarak çevirdiklerini anlatacaktı.) Şakir Eczacıbaşı ise kitabında o günlere ilişkin daha önemli bir bilgi veriyor.

POLİS “PUB”U GİZLİ ŞİFRE SANIYOR

“İzmir’de Sabahttin ve öteki dostların tutuklandığını duyunca uçağa atlayıp İstanbul’a ulaşır ulaşmaz Maltepe Askeri Cezaevi’ne onları görmeye gitmiştim. Cezaevi komutanı olan Albay kibar bir insandı. Hocayı burada tutmaktan dolayı bizde çok üzülüyoruz... Teller arkasına getirilen Sabahattin parmak izleri alınırken mürekkebe batırmaktan ötürü parmaklarında kara lekeler vardı. “Bak lekelenmiş adam oldum. Onca hizmetten sonra devlet bunları yakıştırdı bana... Görmediğim, duymadığım, bilmediğim şeyler soruyorlar durmadan... Durmadan ‘Pub’ sözcüğünün anlamını soruyorlardı, bunun bir şifre olduğunu söylüyorlardı. Sonra birden aklıma geldi. ‘Siz bunu Magdi’nin mektuplarında mı gördünüz’ deyince ‘Evet, eşiniz bu şifreyi kullanıyor’ dediler... Hani yabancılar babalarına ‘Pub’ derler ya onu şifre sanmışlar...”

ERBAKAN HEYKELİ KALDIRDI ECEVİT KARŞI ÇIKMADI

Şakir Eczacıbaşı’nın kitabında sola eleştirel yaklaşımı ve bu konuya ilişkin çarpıcı örnekleri ise başlı başına değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu. Eczacıbaşı kitabında Ecevit’in iktidarda kalma uğruna Erbakan’ın isteklerine boyun eğerek gericilik hareketlerine göz yumduğunu da belirtiyor. Cumhuriyet’in 50"nci yılı dolayısıyla sanatçı Gürdal Duyar’ın Karaköy’de dikilen “Güzel İstanbul” adlı çıplak kadın heykelinin nasıl kaldırıldığını anlatırken şöyle diyor: “MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan "Karaköy’e dikilen bu heykel kaldırılacaktır. Siz istemeseniz de ben bu heykeli tutarım diyen hükümette kalamaz!".. Aynı gece Heykel kaldırılmış. Ecevit’in Robert Koleji’nden sınıf arkadaşı, CHP’li İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan’da "Bu kentin alanları halkın inançlarına ters düşen heykellerle bezenemez" demişti.”

CİMCOZLAR VE SABAHATTİN ALİ CİNAYETİ

Kitapta en ilgi çekici bölümlerden biri de Sabahattin Ali’nin öldürülmesiyle ilgili. Sabahattin Ali’nin ölümü Cimcozların adını da gölgeledi. Annesi Alman, babası albay ve Türk sinemasının ‘dublaj kraliçesi’ olarak tanınan Cimboz’un avukat kocası Mehmet Ali Cimcoz, olayı Şakir Eczacıbaşı kitabında şöyle anlatıyor:
“... Kendisi anlatırdı kahkalar atarak; Cimcozlar senin neden evlerinde kalmanı istesin?.. Onlar gizli polis, bilgi almak için seni kullanıyorlar’ derler, O da "Bir polisin evinden daha güvenilir bir yer bulunabilir mi? Onlara gittiğimden beri kimse bana dokunamıyor’ dermiş. Ben birkaç kez böyle yapma sen dalga geçiyorsun ama onlar senin söylediklerini sahi sanıyorlar demiştim. Sonunda dediklerim çıktı Sabahattin Ali öldürüldüğünde, onu benim ele verdiğime inandılar...”

Cimcoz kitapta Şakir Eczacıbaşı’na Sabahattin Ali ile nasıl tanıştığını, Sabahattin Ali’nin nakliye işine nasıl girdiğini, kamyonu nasıl aldıklarını ayrıntılarıyla anlatırken Ali’nin ölümünden sonra Cimcoz ailesinin geçirdiği sarsıntıyı dava sürecinde yaşananları ise Eczacıbaşı müthiş bir gözlemci ruhla anlatıyor. Tıpkı fotoğraflarında gibi, eksik bıraktığı parçaları sizin birleştirmenizi ister gibi kapıyı kitabında da aralık bırakıyor...

***

Edebiyat ve sanat şövalyesi

1929’da İzmir’de doğdu. Robert Kolej"in ardından Londra Üniversitesi"nde eczacılık okudu. Uzun yıllar Eczacıbaşı İlaç Kuruluşu’nda genel müdürlük, Eczacıbaşı Topluluğu Yürütme Kurulu Başkanlığı ve Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Uluslararası şenliklerde ödüller alan Eczacıbaşı Kültür Filmleri dizisini Sabahattin Eyüboğlu ve Pierre Biro’yla hazırladı. 1965’te Onat Kutlar’la birlikte Türk Sinematek Derneği’nin kuruluşuna öncülük etti ve on y ıl süreyle başkanlığını yaptı.

Eczacıbaşı’nın kurduğu ve başkanlığını üstlendiği basketbol, voleybol ve masatenisi takımları Türkiye şampiyonlukları kazandı. Ülkemizin önde gelen fotoğraf sanatçıları arasında yer aldı. 1996’da iş hayatından çekildi. Fransa’nın Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı ve TC Devlet Üstün Hizmet Madalyası’yla ödüllendirildi. 1993’te, İstanbul’da uluslararası beş sanat festivalini düzenleyen İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın yönetim kurulu başkanlığına seçildi ve bu görevini 2010’da yaşama veda edinceye kadar sürdürdü. 
Belma Akçura